Sokak hayvanı popülasyonundaki artış ve barınaklardaki şiddet ülkenin gündeminde. PADER Başkanı Alper Karmış’a göre kısırlaştırma, üretimin yasaklanması ve sahiplendirme sorunları çözebilir.

Sokak hayvanları bir yandan açlıkla, hava koşullarıyla mücadele ederken diğer yandan insanlar tarafından yapılan işkenceye maruz kalıyor. Sokak hayvanlarını toplayarak barınaklara dodurmak ise soruna çözüm olmaktan çok uzakta. Son günlerde kamuoyunun gündemine oturan Konya’daki hayvana yönelik şiddet olayı ise ülkenin birçok yerindeki barınaklarda yaşanan şiddetin sadece bir örneği.

Hayvanları Koruma Kanunu’na göre ‘geçici bakımevleri’ olması gereken barınaklar, hayvanların toplanarak aç bırakıldıkları, işkence edildikleri, hatta öldürüldükleri ‘toplama kamplarına’ dönüşmüş durumda. Tehlikeli oldukları gerekçesiyle toplanan hayvanların götürüldükleri barınaklarda yaşam haklarının nasıl korunacağına ışık tuttuk. Uzun vadede ise, sokaklarda yaşamak zorunda kalan köpeklerin doğru bir politikayla nasıl ‘sorun’ olmaktan çıkarılacağının cevabını aradık.

Yıllardır sokak hayvanları için gönüllü çalışmalar yapan Sokaktaki Patili Canları Yaşatma Derneği (PADER) Başkanı Alper Karmış, barınaklarda hayvanlara yönelik işkencenin sona ermesi alınması gereken önlemleri ve sokaklardaki sahipsiz hayvan sayısının azaltılmasında izlenmesi gereken yolu BirGün’e değerlendirdi.

BARINAKLARDAKİ ŞİDDET

Barınaklarda Doğa Koruma Milli Parklar Müdürlükleri tarafından yapılması gereken denetimlerin doğru yürütülmediğine, dikkat çeken Karmış, etkili bir denetim mekanizması ile barınaklarda yaşanan hayvanların yaşam hakları ihlallerinin son bulacağı görüşünde. Karmış barınaklarda alınması gereken önlemleri şöyle sıraladı:

•Bütün bakımevlerine, devletin tanımlayacağı bir kartla STK’lerden denetleyici atanmalı. STK’deki denetleyicinin verilen kimlikle şehirdeki bütün barınakları denetleme yetkisi olmalı. Denetleyicinin görevi görüntülü raporlama yapmak, ancak bunu sadece ilgili bakanlıkla yapmak olmalı. Devlet denetçinin görüntülerin sosyal medyada paylaşmasına izin vermez ancak devlet adına raporlama yetkisi verebilir, bu çok büyük bir adım olur. Denetçinin ne zaman bakımevine gideceği belli olmadığı için çalışanlar her zaman dikkatli olurlar.

•Haftanın 7 günü, günde 2 seans, herkes barınağa gidip gezebilmeli, sivil denetime açık olmalı. Vatandaş her gün gelip, çocuğunu gezdirsin.

•Kör noktalar, ameliyathane, röntgen odası, mama odası dâhil dışardan da izlenebilen canlı yayın yapan kameralar konulmalı. Bu kameralarla işçinin mahremi paylaşılmayacak, hayvanlarla ilgili müdahale noktaları paylaşılacak.

•Barınaklar sürgün yeri olmaktan çıkarılmalı. Cezaevine girenleri, Belediyenin başka biriminden sürgün edilenleri barınaklara gönderiyorlar. Hayvanlarla ilişkisi, deneyimi, eğitimi olan insanlar barınaklarda çalışmalı.

Alper Karmış. (Fotoğraf: BirGün)

POPÜLASYON AZALTMA

Uzun vadede sorunun çözümüne değinen Karmış, köpek nüfusunun azaltılmasını doğrudan etkileyen üç noktaya değindi. Karmış bu adımları şu şekilde anlattı:

Kısırlaştırma: Kısırlaştırma seferberliği başlatılmalı. Bu seferberliğe ücreti karşılığında özel veteriner klinikleri de dâhil edilmeli. İl Tarım Müdürlükleri ve belediyelerle beraber bu seferberliğe dâhil olmalı. Devlet bütün imkânları dâhilinde köpek taşımaya uygun bütün araçlarını bu seferberliğe tahsis etmeli. 2021 yılında 900’den fazla hayvanın kısırlaştırılmasını sağladım ve bu bölgelerde nüfus kontrol altında, üreme dürtüsü olmadığı için hayvanlar sakin, herhangi bir çeteleşme olmuyor.

Üretim/Satış: Resmi ve gayrı resmi her türlü hayvan üretimin/satışın durdurulması gerek. Buna köylerde üretilen çoban köpekleri de dâhil.

Sahiplendirme: Nüfus artışını durdurduğumuzda, sahiplendirme yaparak nüfusu hızlı bir biçimde yapmalıyız. Türkiye’de insanlar cins köpek seviyorlar, sokak köpeği istemiyorlar. Bunun için devletin insanları kamu spotuyla, farklı çalışmalarla sahiplenmeye teşvik etmeli.

kaynak birgun.net/UmutCanFırtına

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here