Günlük yaşamın hızlanması, artan sorumluluklar ve dijital ekranlara maruz kalma süresinin uzaması, uyku düzenini doğrudan etkiliyor. Uzmanlara göre son yıllarda uyku bozukluklarında gözle görülür bir artış yaşanırken, kaliteli uyku giderek daha zor ulaşılabilir hale geliyor.
İstanbul Rumeli Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Faruk Şimşek, modern yaşamın temposunun ve yoğun ekran kullanımının uyku düzenini ciddi biçimde etkilediğini belirtti. Uykunun, gün içindeki artan tempo nedeniyle en kolay göz ardı edilen ihtiyaçlardan biri haline geldiğini ifade etti.

Ekran ışığı biyolojik ritmi olumsuz etkiliyor
Özellikle yatmadan önce telefon, tablet ve bilgisayar kullanımının uykuya geçiş sürecini zorlaştırdığına dikkat çeken Şimşek, ekranlardan yayılan mavi ışığın melatonin salgısını baskıladığını ve beynin “gece oldu” sinyalini geciktirdiğini belirtti. Bu durumun hem uykuya dalmayı zorlaştırdığını hem de toplam uyku süresini kısalttığını vurguladı. Şimşek’e göre yalnızca ekran ışığı değil, dijital içeriklerin zihinsel uyarıcılığı da önemli bir etken. Sosyal medya akışları, haber içerikleri ve yoğun bilgi maruziyeti zihnin sakinleşmesini güçleştiriyor.
Kalitesiz uyku günlük yaşamı da etkiliyor
Toplumda en sık görülen uyku problemleri arasında uykusuzluk, gece sık uyanma, sabah erken uyanıp yeniden uyuyamama ve gün içinde aşırı uyku hali bulunduğunu belirten Şimşek, sorunun yalnızca fiziksel yorgunlukla sınırlı kalmadığını ifade etti. Kalitesiz uykunun dikkat dağınıklığına, hafıza zayıflığına, duygu durum dalgalanmalarına ve stres toleransında düşüşe yol açabildiğini kaydeden Şimşek, uzun vadede iş performansı ve sosyal ilişkilerin de bundan olumsuz etkilenebileceğini dile getirdi. Ayrıca kronik uyku eksikliğinin kaygı ve depresif belirtileri artırabileceğine dikkat çekti.
Uyku hijyeni alışkanlıklarla güçlendirilebilir
Sağlıklı bir uyku düzeninin bilimsel temellere dayanan ancak uygulanabilir adımlarla mümkün olduğunu belirten Şimşek, uyku hijyeninin önemine işaret etti. Her gün aynı saatlerde yatıp kalkmanın biyolojik saati dengelediğini, yatmadan en az bir saat önce ekran kullanımının sınırlandırılmasının ve kafein ile ağır yemek tüketiminin azaltılmasının uyku kalitesini artırdığını söyledi. Uyku ortamının karanlık, sessiz ve serin olmasının da önemli olduğunu belirten Şimşek, gün içinde düzenli fiziksel aktivite yapılmasının ve akşam saatlerinde yoğun zihinsel tartışmalardan kaçınılmasının uykuya geçişi kolaylaştırdığını ifade etti.
Uyku temel bir sağlık gereksinimi
Uykunun ertelenebilir bir alışkanlık değil, ruhsal ve fiziksel sağlık açısından temel bir gereklilik olduğuna dikkat çeken Şimşek, uykunun beynin kendini onardığı ve duygusal yükleri düzenlediği bir süreç olduğunu vurguladı. Günlük yaşamda yapılacak küçük düzenlemelerin uzun vadede hem zihinsel hem de bedensel sağlığın korunmasına katkı sağlayabileceğini belirtti.

