Ses telleri olağandan uzun olan Cem Adrian’ın ilk çıkış yıllarında sesinin 5, en son haberlerde 7.3 oktav olduğu belirtilmişti. İspanya Kraliçesi Elisabetta’nın eşi S. Felipe’nin depresyonuna iyi geleceği düşünülerek başlarda tedavi sonralarda şövalyeliğe kadar uzanan aslında hazinli bir öykünün ama eşsiz bir sesin sahibiydi 18. yüzyıldada Farinelli.

Onun da sesi 5 oktavdı. Kendine has üslup, yorum ve ses rengi ile Türkiye için eşsiz bir yetenektir Cem Adrian. Bizim Farinelli’mizdir. Hem besteci, hem söz yazarı, hem de yorumcu. Yok yok Cem Adrian’da. Büyülü bir ses ve sahnede, İstanbul’da bazen bir şaman gibi bazen yeni bir yorumcu gibi devleşti. Sesini kullanışı, iniş çıkış ve yorumları ile yine unutulmaz ve doyumsuz bir gece yaşattı İstanbullulara. Konserinin bir arasında seyircisinden cep telefonlarının ışıklarını açmalarını istediği anda fonda muazzam boğaz manzarası eşliğindeki inanılmaz görüntü adeta gökyüzüne ve yıldızlara bakmak gibiydi ve kendisi de izleyicilerine aynen bu şekilde seslendi. Bir ara “Aranızda türkü sevmeyen var mı” diye sorduktan sonra Sarı Gelin türküsünden Uzun İnce Bir Yoldayım’a geçişi muazzamdı.

TEK KİŞİLİK BİR ORKESTRA

Sahnede yalın, vokal yok! Kendi hem vokalist hem solist! Açık mavi kostümü ile sahnede özgür. Şimdiye kadar izlediğim konserler arasında seyircisi, hiç kimsenin konserinde olmadığı kadar düzgün, uyumlu, vaktinde yerini alan ve sadece konser izlemeye gelmişti. Klasik müzik eserini kapalı bir mekânda izlemekte olan ve nerede alkışlaması gerektiğinin adabını almış izleyiciden farksızdı konser ortamı. Müzikseverler o kadar mutluydu ki Cem Adrian’ın kendisi ile barışık hali, izleyicisine tamamen geçmişti. Müthişti! Her şeyi ile dört dörtlük ötesi. Anlatılmaz, yaşanır ifadesi, ancak ve ancak elbette yine Cem Adrian’ın sahnesindeydi. Bilen bilir, o çok iyi bir kötü gün dostudur.

kaynak Cumhuriyet/EmelSeçen

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here