Çocukluğumdan beri epey bir yılbaşım oldu.

Kim ne derse desin benim için hep özel günler oldu yeni bir yılın başladığı günler.

Düşündüm de ne kadar farklı ortamlarda geçmiş aslında. Çocukluğumun yeni yıllarını sobanın yandığı bir odada geçerdi. Bol kuruyemiş, meyve, belki özel bir yemek çeşidi de eklenirdi onlara. Tombala kağıtları olurdu rengarenk bizde de misafirlerimizde de. Annem pek sevmezdi ne yalan söyleyim ama aslında şanslıydı da. Onun kartlarını hep ben takip ederdim. Soba üstünde pişen kestanelerin tadını bir daha hiç bulamadım inanır mısınız. O zamanlarda yumurtalar, meyveler, sebzeler de başka türlü tatlı ve kokuluydu zaten. Neyse. Sonraları yurt odalarında kutlanır oldu bazı yeni yıllar. Bursa’nın Harmancıkında, köyde kutladıklarım da oldu. Galatasaray’da otururken geceyarından sonra caddeye çıkıp bir aşağı bir yukarı yürüyüp şarkılarla, coşkulu kalabalığa karışıp sabahın ilk saatlerini karşılardık… Çok güzel yıllardı. Yılbaşlarında gidemiyorum artık oraya. Tünelin duvarı da sahipsiz kaldı. Şimdilerde oraya gidince o ruhu ne gece ne gündüz bulamıyorum. Bulduğum sadece özlem ve hüzün, her defasında daha çok…


Ablamın bir lafı var, çok da severim o sözü; “ Herşeyin bir zamanı var” Demek ki o günlerdeki şeylerin de bir zamanı varmış. Bunu yaşamadan bilemiyor insan. Her gittiğimde daha bir yabancılık çekiyorum o güzelim şehrimde, maalesef… Ama inkar edemem, ağlayarak geldiğim bu atalarımın şehrinde de güzel diyebileceğim yılbaşları yaşadım. Güzel günlerdi. Hepsinde ortak olan bir yan var bu yeni yıl kucaklamalarının. Kalabalıktı. Biraz isteyerek biraz da pandemik zorlamaların sonucu olarak son iki yılbaşım öyle değildi ama belki de en güzeliydi. İnsanın kendi içine dönmesi, iyi bile geliyor aslında. Yine umutlarım, isteklerim var yaşamdan. Arınmış ve hafiflemiş hissediyorum. Hayatı minimalize boyutlara çekmeye çabalıyorum bir süredir, hiç kolay değil aslında, benim gibi biri için özellikle. Bakalım becerebilecek miyim? Tabii bunu becerirsem yılın değil benim başarım olacak.


Doğduğum yılın ve yaşadığım önemli olayların yaşandığı yılların çakıştığı bir nokta vardı son yıllara dek. Hepsi tek yıllardı. Herşey değişiyor ya, galiba bu totem de değişiyor. Artık çift yılları da sever oldum. Bilmem sizin de var mı bu batıl inançlardan, takıntı, totemlerden? Bilimsel bir kafa taşıyan biri olarak belki de utanmam gerekir ama bunlar da insana dair şeylere giriyor aklımca. Her zaman bir mottom var Terentius’dan ; “İnsanım, insana dair hiç bir şey yabancım değil” anlamında latince bir söz. Yine onun bir sözünü de yaşam ilkem yaptım epeydir. “Tek umudum kendimde” Tabii ki bu demek değil ki herşeyi ben yapıcam, kimseye ihtiyacım yok, hiç değil. Sadece şu; insan iyi ya da kötü ne yapıyorsa kendine bir şeklde döner o edim. Bu yüzden de kendimi olabildiğince diğerleri için iyi yapma çabama devam ediyor olacağım bu yılda da. Ve tabii bu “diğerleri” en çok da hayvan ve her tür canlı. Çünkü onlardan ne zarar gelebileceğini kestirmek hiç de zor değil. Zor ve karmaşık olan sadece insan bence.
Herkese gönlünce bir yıl diliyorum…

Sağlık ve sevgiyle olsun.

SUNA ÇİFTCİ

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here