“Şiiri sokağa taşıyan şair” Orhan Veli, tam 106 yaşında. Garip akımının öncülerinden olan şair, şiirin üstündeki “zincirleri” kırdı ve serbest ölçüyü şiire taşıdı. Bir şiirinde “İş olsun diye” yazdığını söyleyen Veli, edebiyat dünyasına her konunun şiir olabileceğini gösterdi…

Yazar Haluk Oral’ın “Bir Roman Kahramanı Orhan Veli” kitabında anlattığına göre, Orhan Veli, 14 Nisan 1914’te doğdu. Öğrenim hayatına İstanbul’da başlayan şair, Cumhuriyetin ilanıyla Ankara’ya taşındı. Ankara Erkek Lisesi’nde eğitimine devam eden Orhan Veli, burada ömrü boyunca dost kalacağı Oktay Rifat ve Melih Cevdet’i tanıdı. Şairin lisede yaşadığı en unutulmaz anılardan biri de, mezuniyet sınavını ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün yapması oldu…

ATATÜRK’LÜ TARİH SINAVI

Oral’ın kitabında anlattığına göre, gazetemiz Cumhuriyet’in 1933’te “Büyük şeften intibalar” başlığıyla duyurduğu yazı, Atatürk’ün Ankara Erkek Lisesi’ne yaptığı ziyareti konu alır. Atatürk’ün öğrencilerin tarih sınavında bizzat sorular yönelttiği belirtilen yazıda, öğrencilerin sınavla ilgili görüşlerine de yer verilir.

Sınava giren öğrencilerden Orhan Veli de, Atatürk’le yaşadıklarını gazetemize şöyle anlatır: “Aradan saatler, günler geçti. Bu satırları yazarken damarlarımda hâlâ o saatlerin ateşi, kaynayışı ve ürpermesini duyuyorum. Bir talebeyi en çok korkutan hadise imtihan bile Gazi’nin karşısında zevkli bir hadise oluyor. Yalnız tarih değil, bütün bildiklerimi onun kaşısında anlatsaydım, saatlerce o sorsaydı ben cevap verseydim. Gazi’nin karşısında imtihan verme şerefini ömrüm boyunca saklayacağım.”

‘TAŞIMI İSTERİM…’

İlkokuldan beri edebiyata meraklı olan şair, en iyi arkadaşları Melih Cevdet ve Oktay Rifat’la yazdığı şiirleri dergilere yollar.

Yazar Sunay Akın’ın “İstanbul’un Nazım Planı” kitabında, o dergilerden birinin Necip Fazıl Kısakürek’in çıkardığı “Ağaç” dergisi olduğu görülür. Akın’ın anlattığına göre, Orhan Veli’nin dergide yayımlanması için Kısakürek’e gönderdiği şiir kullanılmaz.

Üstelik şiirinin geri verilmesini isteyen şair, onu da alamaz. Bunun üzerine Orhan Veli de “Ağaç” başlıklı şiirinde şu dizeleri yazar: “Ağaca bir taş attım, Düşmedi taşım, Düşmedi taşım. Taşımı ağaç yedi; Taşımı isterim, Taşımı isterim!” ‘İş olsun diye…’

Öncülüğünü yaptığı “Garip” akımıyla şiiri özgürleştiren ve serbest ölçüyü getiren şair, aynı zamanda her konunun şiirleştirilebileceğini kanıtladı. Sadece başına gelen olayları değil, gelmeyenleri de yazdığını, “İş olsun diye” şiirinde şöyle anlattı: “Bütün güzel kadınlar zannettiler ki; Aşk üstüne yazdığım her şiir Kendileri için yazılmıştır.

Bense daima üzüntüsünü çektim. Onları iş olsun diye yazdığımı Bilmenin…”

‘Kolay değil kuyruk sallaması…’ Şiirlerinde işsizliği, açlığı ve yoksulluğu da sıklıkla işleyen şair, “yandaş” ve “halk” ayrımını da “Kuyruklu Şiir” ve “Cevap” adlı şiirlerinde şöyle anlattı:

“Kuyruklu Şiir uyuşamayız seninle yollarımız ayrı; sen ciğercinin kedisi ben sokak kedisi; senin yiyeceğin kalaylı kapta; benimki aslan ağzında; sen aşk rüyaları görürsün, ben kemik ama seninki de kolay değil, kardeşim; kolay değil hani; böyle kuyruk sallamak tanrının günü.

CEVAP

-ciğercinin kedisinden sokak kedisine açlıktan bahsediyorsun;

demek ki sen komünistsin.

demek bütün binaları yakan sensin.

İstanbul’dakileri sen Ankara’dakileri sen…

sen ne domuzsun, sen!”

cumhuriyet.com.tr -Sarp Sağkal-