Teknoloji parıltılı ambalajlarla vitrine çıkarken, arkasındaki algı yönetimi ve emeksiz üretim modelleri zanaatin gerçek performansını gölgeliyor.
YAPAY ZEKANIN ARSIZ KOPYALAYICILARI
Kişisel birikime, saf bilgiye ve filtresiz üretime dayanan gerçek uzmanlığın yerini alan bu yeni medya düzenini hayretle izliyorum. Eskiden yazılarımızı düzenleyecek yapay bir teknoloji yoktu; sadece ham bilgi ve kalemimiz vardı. Bugün ise basın listelerinden gelen içeriklerin neredeyse tamamı yapay zeka elinden çıkma. Üstelik bu metinleri gönderenler, hiçbir utanma belirtisi göstermeden koca koca fotoğraflarını en başa ekleyip sahte bir itibar devşirmeye çalışıyor. Sormak gerekiyor: Bu emeksiz perdeyle kimi kandırıyorsunuz? Dijital çağın bu içi boş üretim modelinde asıl kandırılan, ne yazık ki samimiyeti unutan kitlesel algı oluyor.
DİJİTAL DİLENCİLİĞİN YENİ NESİL MODELİ
Geçen gün bir tanıdığımın gönderdiği ekran görüntüsü, sosyal medyadaki yozlaşmanın boyutunu gözler önüne serdi. Hiçbir vasfı, topluma sunduğu hiçbir katma değeri olmayan insanların “bana abone ol, bana katıl” diyerek pervasızca para talep etmesi hem komik hem de aşağılık bir durum. İşin acı tarafı, şöhretli ve tanınmış kişilerin de bu akıma kapılması. Tüketiciye hiçbir nitelikli içerik sunmadan, sırf sanal bir şöhret perdesi üzerinden kazanç devşirmeye çalışmak dürüstlükle bağdaşmaz. İçi boş bu hayali davranışlara neden para ödeyelim? Gerçek üretimden yoksun bu popüler kültür, modern dünyanın en büyük tiyatrosudur.
KUTUNUN ÜZERİNDEKİ YAPAY AMBALAJ
Yapay zeka aslında devasa veri merkezlerinde, bulut sistemlerinde dönen karmaşık bir ekosistemdir. Ancak donanım pazarı tıkandığı için teknoloji devleri, bu soyut kavramı sanki telefona veya bilgisayara sıkışmış bir donanım gibi pazarlıyor. Amaç, tüketicide “geri kalma korkusu” yaratarak yeni cihaz aldırmak. Oysa şirketler devasa bir okyanustan sadece bir bardak su alıp, o bardağı süsleyerek bize okyanuslu bardak satıyor. Pazarlama, saf ve çıplak teknik bilgiyi sevmez; çünkü gerçek satmaz. İnsanlar bilgisayara değil, o süslü kelimelerin vadettiği statüye para ödüyor. Yapılan şey, kitlesel bir şartlı algı yönetimidir.
ZİHNİMİZDEKİ 19. YÜZYIL ŞARTLANMASI
Laboratuvar ve bilim insanı dendiğinde zihnimizde hala beyaz önlüklü, elinde renkli sıvılar olan bir deney tüpünü sallayan o klasik figür canlanıyor. Reklamcıların ve sinemanın zihnimize kazıdığı bu şablon, bugünün gerçeğiyle tamamen çelişiyor. Günümüzde yapay zeka ve biyoteknolojinin üretildiği laboratuvarlar, saniyede katrilyonlarca işlem yapan sunucu odalarından ibaret. Bilim insanları ise kimyasal pipetler yerine Python kodlarıyla yapay sinir ağlarını eğitiyor. Pazarlama dünyası, klavye başındaki dürüst kod görüntüsü yerine, o gizemli deney tüpü imajına sığınmayı seçiyor. Aklımız hala eskiyi istiyor, kapitalizm ise o büyüyü bozmamak için abartıyı satıyor.
İrfan Ege – Teknoloji ve Strateji Notları
.

