Sağlık çalışanları ve aşılamada öncelikli gruplara tanınan ikinci doz Biontech hakkı, aşılama takvimi hakkında yeni soru işaretlerine yol açtı. Kısa süre içerisinde dört doz aşı olmanın gerekliliği sorgulanırken, henüz Türk Tabipler Birliği (TTB) ya da Sağlık Bakanlığı’ndan kamuoyunun tereddütlerini giderecek bir açıklama gelmedi.

Sağlık Bakanlığı’nın 16 Ağustos’ta açıkladığı kararla iki doz Sinovac, bir doz Biontech olmak üzere üç doz aşısı tamamlanmış öncelikli gruplara ikinci doz Biontech hakkı tanındı. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sosyal medyadan yaptığı açıklamada karara gerekçe olarak, Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerin seyahat kısıtlamaları kapsamında yabancı ziyaretçilere iki doz Biontech şartı getirmesini gösterdi.

Dördüncü doz kararına ilişkin TTB’den yapılan ilk açıklamada ise “Son dakika düzenlemeleri hangi veriler esas alınarak yapılıyor” sorusu yöneltildi ve ‘toplumun yapılan çalışmalardan ve sonuçlarından haberdar edilmediği’ ifade edildi.

‘Bilimsel dayanak yok’

Pandemi sürecinde açıklamaları referans alınan hekimler, dördüncü doz kararına bilimsel dayanak oluşturacak yeterli veri bulunmadığı noktasında birleşirken, pratik yaklaşım konusunda aralarında görüş ayrılıklarının olması kamuoyundaki kafa karışıklığını derinleştiriyor.

Sosyal medyayı etkili kullanan Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Esin Davutoğlu Şenol, “Dördüncü doz konusu henüz net değil. Aşı bağışıklığı için genel bilgilerimiz ve ciddi hastalananlar arasında 2+ 1 olan yok. Annem, babam 80 yaşın üstünde oldukları ve önlemleri sürdürdükleri için yeni veri oluşmadıkça dördüncü dozu yaptırmayacağım” derken geriatri uzmanı Prof. Dr. Mustafa Cankurtaran, “Hemen olun. Ben oldum, annem ve babama da yaptırdım” çağrısı yapıyor. Halk sağlığı uzmanı Prof. Dr. İlker Belek de dördüncü doz stratejisinin bilimsel dayanaktan yoksun olduğuna dikkat çekiyor.

Konuyu haber ve sosyal medya mecralarında tartışmayan, ülkemizin bilinen önemli enfeksiyon uzmanlarından Prof. Dr. Semra Çalangu, Sinovac aşısını olmayıp 2 doz Biontech aşısı olanlardan. 3. aşıyı dahi düşünmediğini vurguluyor.

Biontech aşısının mucitleri Uğur Şahin ve Özlem Türeci’nin yeni bir aşı üzerinde çalıştıklarını hatırlatan Prof. Çalangu o zaman 3. dozu olabileceğini söylüyor.

Bilindiği gibi yaygın toplumsal aşılamayla  virüsün alfa, beta, gama varyantlarına da etkili olan Biontech’le salgını kontrol altına alan İsrail şimdi 3. doz aşılamaya başlamış durumda. Ancak İsrail’de 3. doza gerekçe olan yeni vakaların Delta varyantı kaynaklı olduğu Biontech’in ise bu varyanta karşı etkisinin az olduğu hatırlatılıyor.

‘Yaşayarak öğreniyoruz’

Ülkemizin diğer ülkelerden farklı bir yol izleyerek Brezilya ve Peru’yla birlikte Çin aşısını tercih ettiğini hatırlatan Prof. Çalangu aşı karmaşasının bu uygulamayla başladığına dikkat çekiyor ve şöyle devam ediyor:

“Kabul edelim ki tarihi bir dönem yaşıyoruz. Ve, yaşayarak  öğreniyoruz. Birikmiş güvenilir bilgi yok. O nedenle, ‘O yanlış, bu doğru’ diyemiyoruz. Belki beş yıl sonra dönüp bu güne bakıp diyeceğiz ki, ‘Bu yanlış, bu doğruymuş’ Özlem Türeci ile Uğur Şahin zatan kanser aşısı yapmak üzere başlattığı çalışmayı pandemi nedeniyle corona aşısına dönüştürdü. Sinovac batı ülkeleri tarafından kabul edilmedi. Üreten ülke olarak Çin, uygulayan ülke olarak Türkiye, Dünya Sağlık Örgütü ile dünyada aşı politikasını yöneten birimlere yeterli, güvenilir doğru bilgiyi ya hiç vermediler ya eksik verdiler. Zaten başından beri Çine karşı bir çekince yaşandı. Virüs dünyaya Çinden yayılmıştı. “

Bugün dödüncü dozun konuşuluyor olmasının nedeninin bu tercihimiz olduğunu belirten Prof. Çalangu, Sinovac’ın  koruyuculuğunun üç-altı ay içinde büyük ölçüde azaldığını gördüklerini de hatırlatarak, “Bu Sinovacın kötü olduğu anlamına gelmiyor. İnaktive aşılar zaten böyledir. Koruyuculuk süresi kısadır. Örnek grip aşısıdır. Grip aşısı bizi sadece bir sezon yani sonbahar, kış döneminde korur.  Sinovac da böyle. Ve, etkisi yalnızca Wuhan varyantına karşıydı. Beta, Gama, Delta, mu varyantlarına karşı koruyuculuğu yok“ diyor.

Maske aşıdan daha koruyucu

Pandemi süresince virüsün nasıl güçlü olduğunu ve nasıl kendini değiştirebildiğini görüp öğrendiklerinin de altını çiziyor Prof. Çalangu. Peki nasıl korunacağız sorusuna şu yanıtı veriyor:

“Sıtmayı önlemek sıtma aşısıyla değil ancak sivri sinekleri ortadan kaldırarak mümkün oldu. Bulaşma yolunu kesmek önemli. Yüzyüze solunum salgılarıyla bulaşıyor. Yani kısa mesafede oturup konuşmakla, karşılıklı oturduğumuzda benim konuşma sırasındaki tükürüğümün karşıya gitmesiyle bağırmakla, gülmekle, şarkı söylemekle daha çok tükürüğün etrafa yayılmasıyla, öpüşmekle bulaşıyor. Solunum salgılarıyla bulaşmış bir yere elimi dokundurup, elimi yüzüme kısa sürede sürmemle bulaşıyor. O halde bu bulaşma yolunu kesmem lazım. Nasıl? Maskeyle. Hele ülkemizdeki gibi aşıyla ilgili yetersiz ve bilimsel verilerle desteklenmeyen uygulamalar toplumdaki aşı karşıtlarının değirmenine su taşırken, maske aşıdan daha koruyucu bir bariyer.”

Antikorların hangi düzeyde koruduğu bilinmiyor

Aşının etkinliğinin oluşturduğu antikora göre ölçülemeyeceğini vurgulayan Prof. Çalangu, “Bir hastam sürekli antikorunu ölçtürüyordu. İki Sinovac aşısı oldu, sonra Corona geçirdi. 15 gün arayla antikor baktırıyor. ‘Antikorum 50 bindi 46 bine inmiş. Gittim biontech oldum’ diyor. Biontech’ten sonra yine ölçtürmüş bu kez beş çıkmış. 5 nedir, 50 bin nedir, ne kadarı ne kadar koruyucudur. Böyle bir şey yok. Antikor düzeyi şu olmalı diye bir şey yok“ hatırlatması yapıyor.

kaynak diken.com.tr/Asuman Oruçoğlu

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here