logo

OSMAN’A DAİR

İrem Sarıkaya

İrem Sarıkaya
irem-sarikaya@hotmail.com

Zaman Bir Şekilde Akıyor Osman
Çok uzun zamandır sana bunları yazmak için vakit kolluyordum Osman. Bu yazdıklarımı aşka meşke yormanı hiç istemiyorum baştan uyarayım. Kaybettiğimiz ya da yollarımızın birden ayrıldığı insanların bir gün hala döneceğine inanırız. Aniden hayatıma girip hiç ummadık zamanda çıkan… Seni tam olarak böyle tanımlayabilirim Osman. Seni beklemiyor ya da aramıyordum, bir insanın arayışında hiç olmadım. öylece geldin, merakımla ve merakınla yalnızca bizim aramızda olan bir dili oluşturdun. beni merak ettin, seni merak ettim; ani gelen her şeyin en güzeliydin… İşte hayat sevmeyi öğrettiği gibi güzel olan şeylerden vazgeçmeyi de öğretiyor. Bizler içimizden yolcu etmesekte onlar bizim gidenlerimiz oluyor Osman. Sen de öylesin benim için. Bu yazıları renkli kağıtlarımla yazıp, el yazımla taçlandırıp, mektup zarfına koyup vermek isterdim yine ama sen gittin maalesef Osman… Başından beri kaybolacağımı bildiğim kısa bir masaldı bu. Hani bir şarkı olur adını çok iyi bildiğin, hatta sürekli dinlersin, yani sana söylenmediğini bilirsin ama hep seninmiş gibi duran şarkıdan bahsediyorum.  İşte o sensin Osman. Sen kurak çöllerini içinde taşıyormuşsun, bu yüzden benim sularım sana yetmedi. Ama sevgim çoktu. Hayır hayır! Çoktan bile çoktu Osman…Şairlerin sözlerine aldırmadan, kötü biten filmlere inat, öğütlere yüz çevirerek… Yani kendi imkanlarımla sevdim seni Osman.  Hayat her şeye rağmen devam ediyor ve biz bambaşka yaşlanıyoruz Osman.
Ayrı geçen her gün için bir çizik atıyorum. Özlemekte hayatın içinde ve çaresi yok her gece başımı koyduğum yastık kadar bana ait. O yüzden sen şimdi hayatına devam et, bu imkanlar sana hep imkansızlık olarak geldi çünkü, bir var bir yok hallerinle, kendi dünyanda çok mutlu ol, aslında konu bendim dimi. Bana gelecek olursak… Neyse bana da gelinmez ki Osman.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 24 kasım geldi yine, Öğretmenler Günü…

    24 Kasım 2020 Gündem, Köşe Yazıları, Suna Çiftci, Yazarlar

    Gün geçmiyor ki kutlanmayan, adı olmayan bir gün olarak yaşansın. 24 Kasım’ı da Öğretmenlere vermişiz. Neden? 24 Kasım 1928, Türkiye Cumhuriyeti devletininin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün "Millet Mektepleri'nin Başöğretmenliği"ni kabul ettiği gündür. Bakanlar Kurulu, Atamıza, 1 Kasım harf devriminden sonra,"Millet Mektepleri Başöğretmenliği" unvanını 11 Kasım 1928'de yaptığı toplantıda vermiş ve bu unvan, 24 Kasım'da Millet Mektepleri Talimatnamesi'nin yayımlanması ile resmileşmişti. Atamızın yüzüncü doğumyılı olan 1981 de bu günün Öğretme...
  • Ben Öğretmenim

    23 Kasım 2020 Gündem, Köşe Yazıları, Yazarlar

    Ben bir öğretmenim ve bana bir gün atfedilmiş. Bugünde sevinmeli miyim yoksa üzülmeli mi karar veremedim. Haber izlerken duyduğum şu kelime takılıyor aklıma aslında bu günde atanamayan öğretmenlerin sesiyiz. Bugün bizimlesiniz, peki kalan diğer günler neredesiniz. Atanamadığı için intihar eden öğretmen olunca da yanımızda oluyorlar, unutmuşum tabi. Hiçbiri de şunu söylemiyor bu daha da artacak ve üzülen sadece bizler olacağız. Biz istemez miyiz öğrencilerimizle birlikte olmayı onların sevinçleriyle sevinmeyi hüzünleriyle üzülmeyi. Sadece bir g...
  • Salgın mı Buhran mı

    20 Kasım 2020 Gündem, Köşe Yazıları, Yazarlar

    Bu tablo sizce neyi ifade ediyor? Sorusuna herkesin yanıtı şu olacaktır. Covid- 19 tablosu, sizce de öyle mi gerçekte. Tabloda bulunan birçok ülke, kendi kıtalarının veya bölgelerinin önemli ülkeleri değil mi? Peki ya bu tabloda Çin nerede birçok ülke virüs nedeniyle ekonomik ve sağlık açısından kırılırken Çin hala rahat bir biçimde büyümeye devam ediyor. Şunu da diyebilirsiniz adamlar çok iyi önlemler aldılar peki diğer ülkeler kapısını açıp öylece beklediler mi? Bunu yeni yayınlanan ekonomi haritasıyla da anlatabiliriz aslında. Yu...
  • Hz. Mevlâna kimdir ?

    22 Ekim 2020 Köşe Yazıları, Tolga Otlar, Yazarlar

    Mevlâna 30 Eylül 1207 yılında bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan'ın Belh şehrinde doğmuştur. Mevlana'nın babası Belh Şehrinin ileri gelenlerinden olup, sağlığında "Bilginlerin Sultanı" ünvanını almış olan Hüseyin Hatibi oğlu Bahaeddin Veled'tir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin'in kızı Mümine Hatun'dur.    Sultanü'I-Ulema Bahaeddin Veled, bazı siyasi olaylar ve yaklaşmakta olan Moğol istilası nedeniyle Belh'den ayrılmak zorunda kalmıştır. Sultanü'I-Ulema 1212 veya 1213 yılllarında aile fertleri ve yakın dostları ile birli...