Altın rengindeki benzersiz kumları ve masmavi denizi ile tüm dünyada tanınan Kleopatra Adası bu yaz da salgına rağmen günde yaklaşık 3 bin kişiyi ağırladı. Özel koruma altındaki kumsaldan tek bir kum tanesinin bile çıkmaması için sıkı önlemler uygulandı.

Muğla’nın Gökova Körfezi’nde yer alan Sedir ya da daha çok bilinen adıyla Kleopatra Adası, bu yaz da turistlerin akınına uğruyor. Marmaris’in Çamlı Köyü’nden kalkan motorlar adaya günde 3 bin kişiyi taşıyor. Hafta sonları bu sayı 5 bini geçiyor.

Ada büyük bir tarihi miras barındırsa da turistleri en çok cezbeden unsurlardan biri benzersiz kumlar oluyor. Karbonatlı çamurun bir çekirdek etrafında birikmesiyle oluşan, kendi kendine çoğalabilen, çapları 1 milimetreden daha küçük ve her tanesi aynı büyüklükte olan kumlar özel koruma altında tutuluyor.

Denizden çıkışta vücuda yapışan kumların dökülmesi için duş almak zorunlu. Görevli ‘kumkurtaranlar’ kurallara uymayanları uyarıyor.

60 metre uzunluk, 5 metre genişliğindeki kumsal iplerle çevrili durumda. Kumda yatmak, güneşlenmek, yürümek, hatta bir tanesini bile götürmek yasak. Koruma uygulamasıyla son dönemde kumların çoğaldığı göze çarpıyor.

Tarihi milattan önce 6’ncı yüzyıla kadar dayanan adada Kedrai Antik Kenti’nin kalıntıları da yer alıyor.

KLEOPATRA EFSANESİ

Efsaneye göre Romalı komutan Marcus Antonius, kendisiyle evlenmeyi kabul eden Mısır Kraliçesi Kleopatra ile balayı için bu adayı hazırlatır. Adaya Mısır ve Kuzey Afrika’dan 60 gemiyle kum taşıtır. Aslında Kleopatra’nın adaya geldiğine dair bir kanıt yok. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi de kumların 1500 yıl daha eski olduğunu tespit etti. Ancak bu efsane hâlâ dilden dile anlatılıyor.

kaynak sozcu.com.tr/MustafaSarıipek

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here