FİLİZ ÖZKOL..2026 YILININ TÜRKİYE VE DÜNYA ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

FİLİZ ÖZKOL..2026 YILININ TÜRKİYE VE DÜNYA ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ
Paylaş

2023 yılından bu yana tüm evren astrolojik açıdan bir çok değişimi de birlikte getiriyor. Bu değişimden Dünyamız ve Türkiye’de doğal olarak payını alıyor. 21.inci Yüzyılı hızla adımlarken, Toplumları ve olayları etkileyen Uranüs, artık Boğa burcunda yolculuğuna başlıyor. Ortalama yedi yıl kadar sürecek olan bu sürede dünya her konuda farklı etkileşimler yaşayacaklar. Uranüs, yaşamda beklenmeyen deneyler getirirken, aynı zamanda kişinin özgürlüğünü ve bağımsızlığını simgeler. Deha yaratıcılık, patlamalar, devrim ve yeni ufuklar gezegenidir. Önceden tasarlanmayan yeni bir düzenin habercisi olduğu için, kendisine uymayan kuralları yıkar, yok eder. İnsanlık değişime ayak uydurmalı ve eski kalıplardan sıyrılmayı bilmelidirler. 2026 Yılında bir çok yönden dünyamızı değişim bekliyor. Sanat patlamaları ve duygularda devrim görülüyor. İnsanlığın özverili bir çalışma bütünlüğü içine girmesi gerekiyor. Bilinçaltı duyguları daha yoğunlaşarak, düşlerin gerçeğe dönüşmesini sağlayacak. Uranüs hiçbir şeyi bedelsiz sunmayacağı için değişimler sancılı olabilir. Dünyada sezgisel çatışmalar görülebilir. Düşlenen olaylar, derinlerden çıkarılıp, yaşama geçirilebilir. Üstün yeteneklerin kendi alanlarında güç savaşı verecekleri bir yıl bekliyor. Güçlü duygusallıkların ve skandalların yaşanacağı bir yıl olacak. İnsanlığı zorlu rekabet bekliyor. Dünyayı saran hukuksal davalar olabilir. Bireysel egolar yüzünden toplumsal yaralar çığ gibi büyüyebilir. Aşırı yağmurlar ve sel baskınları dünyamızı tehdit edecek. Sanatsal olaylarda eskiye özlem başlayacak ve nostaljik olaylar yeniden gündeme gelecek. 

2026 YILI  TÜRKİYE

Türkiye haritasının kuruluş tarihini 29 Ekim 1923 yılı olarak kabul ediyoruz. 

Öz Burcu: AKREP

Yükselen Burcu: YENGEÇ

Ay Burcu: İKİZLER.

15 Şubatta  Satürn Koç burcuna geçiyor. Sorumluluklarımız bizi bekliyor. Yavaşlamak için iyi bir zaman. Politik yanımız ortaya çıkacak ve kısıtlandığımızı hissederek yanlış öfkelere kapılabiliriz. Fikir çatışmaları sadece kayıplar getirir. Bu dönem ülke olarak gereksiz bir sorumluluk istemiyorsak tetikte olmalıyız. Sosyal ilişkilerimizde olumlu gelişmeler ve patlamalar söz konusu.  Dış ülkelerle ilişkilerimiz yeni bir boyut kazanırken, yanlış anlaşılmalar olabilir. Beklenmeyen gelişmelerle gündeme gelecek olan Türkiye, diğer dünya ülkeleri içinde farklı bir konuma gelecek. Uranüs, iletişim  ekonomik anlamda zorlanmalar yaşatacak. Dünya piyasaları şekil değiştiriyor. Oyun içinde oyun sergileyen bir dünya politikası var. Uranüs ülkelerin haritalarının değişime neden olacak olayları da beraberinde getirecek. Türkiye için çok daha kolay ve rahatlama vaat ediyor gibi görünse de, tutulmalar zorlayacak. Başarıya daha yakın bir performans sergilerken, bu geçici rahatlama dönemine fazla aldanmamak gerekiyor. Yolumuz uzun ve engebeli.

EKONOMİK AÇIDAN TÜRKİYE 

Türkiye, ekonomik anlamda karmaşık bir süreçten geçiyor. Uranüs 7 yıl Türkiye’nin 12. Bilinçaltı evinde ay’la birlikte hareket edecek.. Özellikle Halkın istekleri ön planda olacak. Sivil toplum örgütleriyle ortak projeler üretilecek. Kendinize her zamankinden daha fazla güveneceksiniz. Çevrenizdeki entelektüel aktivitelere ve sanatsal gösterilere ilgi göstereceksiniz. Jüpiter, arkadaşlar ve yeni şartlar konusunda size yenilikler sunmaya devam ediyor. Kozmik şansınız sizi evrensel mutluluğun kapılarını açmaya devam edecek. Sizin için önemli olan; yüksek bir “Jüpiter” enerjisi ile destek aldığınızı unutmamak olmamalıdır. En zor olayların bile, birden çözüldüğünü görmek için üstün bir çaba sarf etmenize gerek kalmayacak. Gözünüzü korkutmak istemiyoruz fakat ani değişimlere hazır olun. Başarıya daha yakın bir performans sergilerken, bu geçici rahatlama dönemine fazla aldanmamak gerekiyor. 12 Ağustosta Aslan burcunda Türkiye’nin finans  evinde Güneş tutulmasıyla  dünyanın gözü Türkiye’nin üzerinde olacak. Dünya için son derece cazip bir konuma gelmesi nedeniyle, birçok ülkenin hedefi haline gelebilir, Dış ülkeler üzerinde iyi bir politika izlemesi gerekmektedir. Plüton, Kova burcundaki yolculuğu, bir çok olayı beraberinde getirirken, yollar önem kazanacak ve dış ülkelerle olan bağlantılarımızda ince ayrıntılar gündeme gelecek Sanat dünyamızda  bir çok karışık olaylara gebe olacak. Olumlu ve olumsuzluklar bir arada yaşanacak.               

2026 yılında dünya

Bu yıl transit Jüpiterin, ilk altı ayında yengeç burcunda bulunacak. Satürn, 1 şubattan sonra Koç burcundaki yolculuğuna başlayacak. Ortalama üç yıl kalacağı Koç burcunda yeni bir dönemi başlatacak. Bu yıl su ve ateş grupları için ilginç ve enteresan bir yıl olacak. Güçlü bir enerji kaynağı olan Satürn, sabırla yapılacak tüm işlerde kesin başarı getirir. Atılgan ve aceleci Koç burcuna gurur, sabırlılık, dayanma gücü verirken, üç yıllık dönemde işbirliğini öğretecektir. Bu gezegenin verdiği şanstan faydalanıp gerekli atılımlarını gerçekleştirecekler, büyük kazançlar elde edeceklerdir. Savaş ve cazibe yıldızı Mars, yıl içinde yedi burcumuzu ziyaret edecek ve girdikleri burçlarda olumlu ve zorlayıcı etkilere neden olacaktır. Bulunduğu burçlara başarı savaş mücadele ve başarı getirecektir. Duygusal konularda karmaşa yaratacak.              

              2026 YILININ TÜRKİYE VE DÜNYA ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

 27 Nisan 2026 yılına kadar Retrolarla birlikte 7 yıllık bir Uranüs  dönemi devam edecek. Bu yolculukta dünya her konuda farklı etkileşimler yaşayacaklar. Uranüs, yaşamda beklenmeyen deneyler getirirken, aynı zamanda kişinin özgürlüğünü ve bağımsızlığını simgeler. Deha yaratıcılık, patlamalar, devrim ve yeni ufuklar gezegenidir. Önceden tasarlanmayan yeni bir düzenin habercisi olduğu için, kendisine uymayan kuralları yıkar, yok eder. İnsanlık değişime ayak uydurmalı ve eski kalıplardan sıyrılmayı bilmelidirler. Geçmiş yıllarda birçok yönden dünyamızı etkilerken sanat patlamaları ve duygusal devrimleri ortaya çıkardı. Uranüs bir kez daha hatırlatma yapıyor. İnsanlığın özverili bir çalışma bütünlüğü içine girmesi gerekiyor. Bilinçaltı duyguları daha yoğunlaşarak, düşlerin gerçeğe dönüşmesini sağlayacak. Uranüs hiçbir şeyi bedelsiz sunmayacağı için değişimler sancılı olabilir. Dünyada sezgisel çatışmalar görülecek. Düşlenen olaylar derinlerden çıkarılıp yaşama geçirilecek. Üstün yeteneklerin kendi alanlarında güç savaşı verecekleri bir döneme girdik. İnsanlığı zorlu rekabet bekliyor. Bireysel egolar yüzünden toplumsal yaralar çığ gibi büyüyebilir. Aşırı yağmurlar ve sel baskınları dünyamızı tehdit edecek. Sanatsal olaylarda eskiye özlem başlayacak ve nostaljik olaylar yeniden gündeme gelecek. 

Ağır etkili Plüton gezegeni, Türkiye’nin doğum haritasında yükselen burçta, Yengeç’te yer alıyor. Halkı endişelendiren, ulusal kimliği zorlayan unsurları açıkça ortaya koyuyor. Plüton, hakimiyet kurma, kontrol etme ve manipülasyonla ilgili bir planettir. 12.evdeki Ay ise, doğrudan halkı ve halkın korkularını göstermektedir. Plüton’un Ay ile kontağı, cinsel yaşama müdahale, annelik hakkındaki söylemler, kürtaj yasası, Çocuk gelinleri ve bebek ölümlerini ortaya çıkarır. Bu aynı zamanda halkın derin korkularını besleyen ve tetikleyen bir görünümdür. 

Türkiye’nin 10.evindeki Satürn, sansürü,  iletişim ve düşünce özgürlüklerinin kısıtlanmasını göstermektedir. 26 nisandan sonra Uranüs  İkizler burcundaki yolculuğu  bilginin ve iletişimin yanlış kullanımı ve gerçeği tam olarak yaymaması, yansıtmaması ile ilgisi de bulunmaktadır.

Bir bakıma Plüton bu durumla açıkça yüzleşme ve bir çözüm, yeni bir denge bulma zorunluluğunu bastırıyor, bu gelecek yıllar için önemli bir unsuru teşkil edecek. 

2023 yılının 22 Kasım’ında başlayan Plüton yolculuğu, Türkiye’nin karşıt finans evinde 18 yıl kalarak yeni bir devir başlatacak. Küresel dünyanın değişen koşullarına ister istemez ayak uydurmak zorunda kalacaktır.  Entegrasyonu sağlamak için büyük finans sınavlarından geçecektir. Toplumların kendileriyle yüzleşme dönemi olarak algılanmalı, korkmamalı, dönüşümü sağlayacak adımları, geleceğe yönelik bir temel atacak şekilde yeniden ele almalıyız. Ülkemizin kuruluş haritasında yer alan bu durum, tarihsel bir mirasa işaret ettiği için ve Plüton her şeyi yeniden yaratan dramatik bir gezegen olduğu için, aslında bu yara ile daha fazla yüzleşmemiz ve toplumsal yapımızı güçlendirmeliyiz. 

Dönüşüme direnmek, özellikle Plüton’un geri dönüşü olmayan, adeta evrim geçirten değişimini denetim altında tutmaya çalışmak bizi çok daha zor durumlara sokabilir. Bu dönüşümü dışsal ellere bırakmak yerine kendimiz gerçekleştirebilmeli ve böylece mümkün olduğu kadar kontrol edebilmeliyiz. Duygularıyla yaşayan bir ülke olduğumuz için sorunlarımızı duygusal yönden ele alıyor ve kaybediyoruz. Geçmişte yapılan hataların hızlı bir şekilde terk edilmesi gerekiyor. Uranüs bizi uyarıyor. Duygu patlamalarının zararlı olacağı bir döneme giriyoruz. 

Duygusal fikir ayrılıkları ve düşünce değişimleri yaşanırken bazı ilişkilerde sağlam temeller oluşacak. Bazı menfaat dostlukları ön plana çıkacak. İnsanlar başlangıçları ve bitişleri yaşarken, bazı değerler önemli olacak. Sanatla ilgili yeni kişiler ve yeni patlamalar söz konusu. Türkiye iyi niyetli yaklaşımlar içine girerek, bazı dış ilişkileriyle ilgili sorunlara yumuşak bir yaklaşım getirecek. Mart Ayı tutulmalar bastırılmış, karmaşık duyguların ayı olacak. Kişisel deneyimlere hazırlıklı olmalıyız.  Çoğu zaman tarih kendi içinde tarihi yeniden yazmak için kolları sıvarken, kendini yaratan kişileri de kendisi seçer. Sanki bu kişinin harekete geçirdiği şey gibi gözükür ancak aslında tarih yeniden şekil alacaktır. 

2026 YILINDA TÜRKİYE’NİN DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ YERİ VE  JEOPOLİTİK ÖNEMİ

EKONOMİK AÇIDAN TÜRKİYE 

Türkiye’nin ekonomik anlamda karmaşık bir süreçten geçiyor. Jüpiter kişisel  evinde yılın ilk altı ayı kalmaya devam edecek 

Bankalarla ilgili ve dış borçlar ve geri ödemeler de bir takım zorlanmalar söz konusu olabilir. Uranüs’ün Nisan ayında ikizler burcuna geçmesiyle mecclisle ilgili  görev değişikliğinden gelebilecek ilginç açılımları beraberinde getiriyor. 2026 ilk altı ay kuzey ay düğümü Balıkta ki  dış güçlerden gelebilecek ve otoriteyi sarsacak durumların yeni bir fırsata döneceğini belirtiyor.. Duygusal tepkilerimizi kullanabileceğimiz alanlarda öz sahibi olacağız. 

 Mart Ay’ında Başak  burcundaki yaşanacak tutulmalar Koç burcunda Satürnle uyumlu bir otorite fakat bir takım spekülasyonlara neden olabilir. Plüton’un karşıt finans evinde hareket etmesi düşmanlara karşı göstereceğimiz tepkileri ortaya çıkarır. Borsa, döviz ve finans konusunda alacağımız tedbirler bizi zorlasa da, kendi gücümüzü ve farkındalığımızı arttıracak. 12. Evdeki Uranüs, uzun zaman kendimizi yenileme konusunda bir takım önerileri getirirken, görmezlikten geldiğimiz konuların tekrar karşımıza çıkartmasıyla daha net tavırlar içine girmemizi sağlayacak. Dış piyasanın bize karşı dayattığı zorunlulukları kendi içimizde bir çözüm bularak ufak dozda atlatmaya çalışarak kendi içimizde kabuklarımızı kıracağız. Takıldığımız konuların daha sonra fazla önemli olmadığını hissedeceğiz. İşimize  hiç kimseyi karıştırmak istemediğimiz için bazılarına ters düşebiliriz. Gideceğimiz ortamlara bazı kişilerin dikkatini çekerek, ilgimizi farklı konulara kaydırabiliriz. Çevre iletişimimizde istediğimiz bağlantıları kurmalı ve sosyal ilerlemenizi sağlayacak hamleleri yapmalıyız. 

Türkiye, 30 haziran 2026 yılında  Jüpiter’in finans evine geçmesiyle finansal gücümüzde  kontrollü bir güç yükselmesi yaşanacak.  

3mart başak ay tutulması ve 26 nisan Uranüs’ün ikizler burcuna geçmesi ı sağlık ve hastanelerle, tarım politikalarımız konusunda yeni gündem yaratacak. 28 Ağustosta Balık  burcunda  ay tutulması 2026 yılında artı ve eksilerimizle bir çeşit yüzleşme yaşayacağız. , 

Üretim Araçlarının Modernize edilmesine paralel olarak artan üretim miktarları aşırı bir Tüketim Kültürünün oluşmasına neden olurken, giderek her alanda daralan kıt kaynak sorunlarını (enerji, su kaynakları, gıda, maden v.s.) gündeme getirmiştir. 

Günümüzde mevcut dünya düzenini oluşturan temel parametreleri öncelik önemine göre,

-Ekonomik, Siyasi, Askeri ve Büyük bir oranda Sosyoekonomik yapının etken olduğu Kültürel Oluşumlar olarak sıralayabiliriz. Yukarıda sözü edilen ve bir ülkenin gelişim statüsünü belirleyen  “Ekonomik, Siyasi, Askeri ve Kültürel oluşumlar” gelişmiş ülkeler tarafından çok değişik algı mekanizmaları ile gelişmekte olan ülkelerin aleyhine yıkıcı ve bölücü faaliyetlerini destekleyici nitelikte olmaktadır.  

Yurdumuzda da hala güncelliğini koruyan “Dünya beşten büyüktür” sözünde kastedilen büyük güçler kendi geleceklerini ve zenginliklerini korumak adına siyasi, ekonomik alandaki etkinliklerini sürekli gündemde tutarlar. Bu nedenle, askeri güç kullanmanın yanında çok değişik stratejiler kullanarak gelişmekte olan ülkeleri sürekli tehdit edeceklerdir. Dünyadaki enerji kaynakları ve su kaynakları azaldıkça alenen veya üstü örtülü biçimde yapılan bu tehditlerin boyutları giderek artacaktır. 

Bu uluslararası tehditlerde araç olarak kullanılan kavram da globalleşme dediğimiz küreselleşmedir.  

Küreselleşme; bilgide, iletişimde, ulaşımda, finans piyasalarında dünya milletlerini birbirine yakınlaştırmayı, bütünleştirmeyi hedef alan bir süreç olarak günümüzde işlerliğini devam ettirmektedir. Küreselleşme sürecini başlatan ve hızlandıran ana etken “Teknolojik ilerleme”  ve “iletişim ağlarının” gelişmesidir.  

Gelişmekte olan ülkelerin ve Türkiye’nin Küreselleşme kapsamında ele alınan konularda her zaman “KAZAN-KAZAN” şeklinde stratejik tavırlarını belirlemelidirler.  

Her konuda kendi çıkarlarını hedef alarak politikalarını sürdürmeye çalışan ve kendilerini dünyanın büyükleri olarak niteleyen birkaç ülke kesintisiz olarak, dünyanın her neresinde olursa olsun petrol, madenler, gıda ve su kaynaklarını kendi kontrolleri altında tutmaya çalışacaklardır. 

Küreselleşme adı altında yapılan çalışmalarda, Dünya pazarlarının gelişmiş ülkelerin yönettiği uluslararası şirketlerin kontrolüne geçme tehlikesini her zaman göz önünde bulundurmalıyız. 

Bu çıkar çelişkisinin farkında olan Türkiye, Güney sınırımızda kurulmak istenen uydu örgütlerle kararlı bir mücadele halindedir. 

Türkiye’nin bu kararlılığını gören ülkeler, Türkiye’ye karşı gizliden gizliye silah ambargosu da uygulayabilirler. Türkiye ye karşı açıkça bölücülük yapan örgütlerin yarattığı sorunlar ve komşu ülkelerle yaşanılan sorunlar gibi konularda Gelişmiş Ülkeler her zaman Türkiye’nin karşısında yer almışlardır. 

Bu sorunların farkında olan Türkiye, belirlenen stratejik rotaların içinde “Taktik” ataklar geliştirecektir.  “Şanghay İşbirliği” toplantıları ve Rusya ile yakınlaşma gibi çalışmalar devam ederek, Türkiye’nin elini güçlendirecektir. Ayrıca, yakın zamanda BRICS gibi işbirliği örgütleri ile yakın temaslar da gündeme gelebilir.

Jeopolitik konumu nedeniyle çok önemli bir yerde bulunan Türkiye, Tüm çevresinin ateşten gömlek olduğunun bilincinde olarak hızla kendi savunma sanayisini de her gün geliştirerek güçlendirecektir.  İnsansız Hava Araçları yapılan çalışmalardan bir örnektir.

Özellikle Irak, Suriye, İran, Lübnan Gazze konusunda Türkiye coğrafi konumu göz önüne alınarak ABD ve Batı ülkelerinin taleplerini kendi menfaatleri doğrultusunda değerlendirecektir. 

TÜRKİYENİN JEOPOLİTİK ÖNEMİ

Türkiye’nin coğrafi konumunun önemi gereği izlenen jeopolitik yöntemler her zaman hayati öneme sahip olacaktır. Çünkü, takip edilen ve duruma göre pozisyonlar da alınarak belirlenebilen jeostratejik rotalar, ülkeler arası ilişkilerde her zaman dikkatin Türkiye üzerine hedeflenmesini getirmektedir. 

Bu nedenle Türk Dış politikası, içinde bulunulan karmaşık bölgesel ve uluslararası ortamda, ülkemiz çıkarlarını korurken, ayni zamanda sürdürülebilir barış ve kalkınmaya uygun koşulları sağlamaya çalışmakta, çevremizde barış ve istikrarı hedeflemektedir.

Dünya enerji ihtiyacının lokomotifi olan Petrol ihtiyacının %40-50 sini sağlayan Orta Doğu coğrafyası her zaman sorunlara gebe durumdadır. (Çünkü, Petrol ve Su kaynakları uluslar arası ilişkilerde çatışmalara neden olacak iki ana parametredir.)

Sınır komşularımız olan bu ülkeler ve diğer dünya ülkelerine karşı Türkiye’nin uygulaması gereken politikaların temelinde “her alanda, özellikle Askeri ve Milli Savunma konularında güçlü olması kaçınılmaz elzemdir”.

Bu konuda Ar-Ge çalışmaları paralelinde götürülen  “Elektronik Sistemler, Füze ve Roketler, Tank ve diğer kara araçları, İnsansız Hava Araçları, Elektronik Hava Sistemleri “ gibi birçok konuda geliştirilen sistemlerle Türkiye, dikkat çeken bir ülke konumuna gelmiştir. 

TARIM POLİTİKALARININ ÖNEMİ

“Gayrı Safı Milli Hasıla”içinde geçen yıllara göre oransal olarak değeri düşen Tarımsal üretim konusunda yapılacak çalışmalar önem kazanmaktadır. 

Tarımdaki verimi etkileyen “İklim, Ekonomi ve İç göçler” gibi unsurların hızla değişimini de göz önüne alarak, stratejik öncelik olarak ele alınması gereken Tarım Politikaları çok önemli olacaktır. Bu nedenle, Kırsal alanların yaşam kalitesi ve refah seviyesi arttırılarak, “tarımsal girdi tedarikinde” dışa bağımlılık azaltılmalıdır.

Ayrıca, kendisine Dünyanın önde gelen ülkeler arasında yer almayı ilke edinen Türkiye’de, son aylarda yapılan “Terörsüz Türkiye” hedefi de önemli bir adımdır.