logo

Deniz kabuğu kelimeler:

Fırat Avcı

facebook
Fırat Avcı
firatavci7734@gmail.com

Buradaki ilk yazım. Her ilk gibi heyecanlı, her ilk gibi istekli, her ilk gibi meraklı, her ilk gibi daha pek çok anlam. İlk yazıda bir ilki de yapmalıyım sanırım. Azıcık kendimden bahis açmalıyım. Belki de bir daha bunu hiç yapmamacasına. Çünkü yazmak, kendimi yazmak değildi çokça. Kendimden, kendime, kendiliğimden yazmaktı ya, kendimi yazmak varesteydi yazın dünyamdan.

Tozlu bir bozkır kasabasında başlamış yaşamak serüvenim. Sonrası aşrı aşrı şehirler, yatılı okullar, insanlar, öğrenmek ki halen bıkmaksızın sürmekte. Müzik var hayat anlamlarım arasında. İncelikler var, gücüm yettiğince. Yaşamımı kazanmak için icra etmekte bulunduğum psikolojik danışmanlık mesleğimi, aslında çok evvelce karşılamışım meğer. Orta okul ve lise sıralarında, ileriki dönemlerde üniversitede hep iyi bir dinleyici olmuşumdur etrafımdakilere. Az aşk acısı yoğurmadım aklımla, yüreğimle, avuçlarımla. Yazmakla tanışıklığım da zincirin halkalarına benzer. Görme yeti yitimim vardır benim doğuştan. Bu ayrı bir yazın konusu. Aslında kalemim kağıdım başkadır. Fakat annem, bu başkalığı bildiği halde defterler kalemler alırdı bana. Onlarla karaladıkça karalardım. Sonra ilk okulda öğretmenim bir gün, kompozisyon yarışması diye bir şeyden söz açtı. Enerji tasarrufu haftası kapsamındaydı yarışma. Yazdıklarım anlamını hala tam kavrayamadığım mansiyon ödülünü kazanmıştı. Bu ödül nedir, nerededir bilgimin haricinde. Böyle böyle, yazmadan yapamaz olmuştum artık. Kelimelerim vardı, onlarla olmalı, onları içimden çıkarmalı, belki de kurtarmalıydım bir bakıma. Ve nihayet, sizlerin okumalarınıza sunulan bu yazıları yazmamı istedi gazetemizin kurucusu İrfan bey. Eciş bücüş kelimelerimden kim keyif alsın dedim ise de, iyi bir fikir olabileceğine kani oldum, bu sayede de aranızdayım. Umarım kelimelerim vardıkları yerde mutlu olur. Umarım kelimelerimden mutlu olur okuyanlar. Hayatı, insanı, özenle gördüklerimi, aynanın arkasını, daha pek çok anlamı bölüşmek niyetindeyim hasılı. Yazılan, okuyanla mana kazanır diye düşünüyorum. Okuyanın kattığı idrakten beslenir. Şimdilik benden bu kadar. Fakat her fırsatta bir kaç kelam karalamaya çabalayacağım. Görüşmek, anlaşmak üzere…

FIRAT AVCI

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 24 kasım geldi yine, Öğretmenler Günü…

    24 Kasım 2020 Gündem, Köşe Yazıları, Suna Çiftci, Yazarlar

    Gün geçmiyor ki kutlanmayan, adı olmayan bir gün olarak yaşansın. 24 Kasım’ı da Öğretmenlere vermişiz. Neden? 24 Kasım 1928, Türkiye Cumhuriyeti devletininin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün "Millet Mektepleri'nin Başöğretmenliği"ni kabul ettiği gündür. Bakanlar Kurulu, Atamıza, 1 Kasım harf devriminden sonra,"Millet Mektepleri Başöğretmenliği" unvanını 11 Kasım 1928'de yaptığı toplantıda vermiş ve bu unvan, 24 Kasım'da Millet Mektepleri Talimatnamesi'nin yayımlanması ile resmileşmişti. Atamızın yüzüncü doğumyılı olan 1981 de bu günün Öğretme...
  • Ben Öğretmenim

    23 Kasım 2020 Gündem, Köşe Yazıları, Yazarlar

    Ben bir öğretmenim ve bana bir gün atfedilmiş. Bugünde sevinmeli miyim yoksa üzülmeli mi karar veremedim. Haber izlerken duyduğum şu kelime takılıyor aklıma aslında bu günde atanamayan öğretmenlerin sesiyiz. Bugün bizimlesiniz, peki kalan diğer günler neredesiniz. Atanamadığı için intihar eden öğretmen olunca da yanımızda oluyorlar, unutmuşum tabi. Hiçbiri de şunu söylemiyor bu daha da artacak ve üzülen sadece bizler olacağız. Biz istemez miyiz öğrencilerimizle birlikte olmayı onların sevinçleriyle sevinmeyi hüzünleriyle üzülmeyi. Sadece bir g...
  • Salgın mı Buhran mı

    20 Kasım 2020 Gündem, Köşe Yazıları, Yazarlar

    Bu tablo sizce neyi ifade ediyor? Sorusuna herkesin yanıtı şu olacaktır. Covid- 19 tablosu, sizce de öyle mi gerçekte. Tabloda bulunan birçok ülke, kendi kıtalarının veya bölgelerinin önemli ülkeleri değil mi? Peki ya bu tabloda Çin nerede birçok ülke virüs nedeniyle ekonomik ve sağlık açısından kırılırken Çin hala rahat bir biçimde büyümeye devam ediyor. Şunu da diyebilirsiniz adamlar çok iyi önlemler aldılar peki diğer ülkeler kapısını açıp öylece beklediler mi? Bunu yeni yayınlanan ekonomi haritasıyla da anlatabiliriz aslında. Yu...
  • Hz. Mevlâna kimdir ?

    22 Ekim 2020 Köşe Yazıları, Tolga Otlar, Yazarlar

    Mevlâna 30 Eylül 1207 yılında bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan'ın Belh şehrinde doğmuştur. Mevlana'nın babası Belh Şehrinin ileri gelenlerinden olup, sağlığında "Bilginlerin Sultanı" ünvanını almış olan Hüseyin Hatibi oğlu Bahaeddin Veled'tir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin'in kızı Mümine Hatun'dur.    Sultanü'I-Ulema Bahaeddin Veled, bazı siyasi olaylar ve yaklaşmakta olan Moğol istilası nedeniyle Belh'den ayrılmak zorunda kalmıştır. Sultanü'I-Ulema 1212 veya 1213 yılllarında aile fertleri ve yakın dostları ile birli...