Hayat ne tuhaf. Alt kat komşumun oğlu yine çıldırdı. O bir madde bağımlısı. Ayda bir maddenin etkisiyle küfürler kırıp dökmeler akıl almaz şeyler. Polis gelir bazan ambulans bile, fakat yarım saat bir saat sonra kapılar yine vurulup kapatılır, iki gün sessizlik yaşanır. Kimse bilmez bu insanların nerede olduğunu. O yaşananlar unutulur, sonra yenisi yaşanır. Balık hafızalı mıdır duvarlar? Balık sahiden unutkan mıdır söylendiği kadar?

Pazartesiydi su siparişi vermiştim. Araç arızalıymış o gün getirmediler. Fakat demek balık hafızalı değillermiş ki dün işten döndüğümün yarım saat sonrasıydı kapı çalındı. Alt komşuda ses yoktu. Dikkatsiz bir misafir başka zile basacakken benim zili mi çaldı dedim, meğer benim su gelmiş. Taşıyıcıyla ahbap olduk neredeyse. Pazartesi günü yalnızca su siparişi vermedim. Moby Dick adlı kitabı okumaya da başladım. Yazarı, Herman Merville. Kitabı sessiz bir öğleden sonra okudum ilk. Ve bu akşam sonlandırdım. Kitabı okumaya başladığımda iki gün daha gençtim. Alt komşunun oğlu sakindi. Kitabı bitirirken iki gün daha yaşlanmıştım, alt komşunun oğlu da maddenin etkisiyle saldırganlaşmaktaydı. Kitabın bir yerinde düşünmek Tanrı işidir diyor. Ben yargılamak için kullanırım bu cümleyi. Belki de bu yüzden, elimizden bir gelen var mı dışında hiçbir yargıda bulunmadım alt komşuma dair. Kitapta pek çok bölüm vardı ilgimi çeken. Çeviri kimindi hatırlayamıyorum. Çok ayıp biliyorum fakat gerçek bu. Din ve yaratılış sorguları, putperestin tuttuğu orucun Ramazan olarak nitelendirilmesi ilginçti. Neden Ramazan demişti yazar bu oruç için?

Yazar kitap boyunca Türklük ve osmanlı kelimelerini sık sık kullanmıştı. Özellikle doksan dokuzuncu bölümde bu kendisini daha da belirginleştiriyordu. Balina ölüsünün yağından elde edilen yağ ile ışıtılan kilisedeki papaz hiçbir bedene acı çektirilmemeli diyor, yazar bu cümleyle aslında dolaylı mesajlarından birini de veriyordu. Balinadan canavar olarak söz ediliyordu. Kitabı okurken yalnızca bir roman değil, anatomi kitabı da okuyor gibi hissediyordum kendimi. Kitabın sonlarına geldiğimde çaresiz ve tek kusuru o anda orada olmak olan bir balinayı adeta amerikalılar gelip işgal ettiği topraklarını korumaya çalışan Kızılderililer gibi görüyordum. Onlar kafa derisi yüzüyordu, amerikalı askerler Kızılderilileri vurup öldürmeliydi. Çünkü onlar vahşi birer yerliydi. Kitap, balinaları da böyle tarif etmeye kadar vardırıyordu işi. Yazarın kelimeleri sürükleyici ve kitap doyurucu tasvirlerle dolu olsa da bu aktarım biçimi nedeniyle içimi ürpertiyordu. İlahi adalet mi ne, balinanın yağından ayrılması sırasında tayfalardan biri balinanın kafasına düşüyordu. Evet yukarıdan sarkıtılan bir düzenek sayesinde yağları toplanan balinanın devasa baş kısmı bir tayfayı içine alıyordu. Dedim ya kitap balina anatomisine dair pek çok bilgi de içeriyor.

Ben kitabı bitirirken alt komşumun oğlu başka bir kitaptan söz ediyor. Kutsal kitabı okuyorsunuz ama evladınız ne halde bilmiyorsunuz. Madem anlamıyorsunuz o kitabı neden okuyorsunuz diyordu. Küfürlerine karıştırdığı bu cümlesi çok net seçiliyordu. Maddenin tesirindeydi, kitabı doğru okuyun tavsiyesinde bulunabiliyordu. Üzeri bir hayvan figürüyle işlenmiş ilk tişörtüm bir Flipper yunustu. Yunusun adı Flipper idi yani. Dönemin iyi çizgi filmlerinden biriydi. Yunus, balinanın daha küçüğü olduğuna göre balina ile aramızda taa o zamandan bir bağ kurulmuş demek. Moby Dick adlı kitap da nicedir okunasılarımdandı. Şimdi de iyi kilerimden oldu. Alt komşum, geciken su siparişim ve türlü düşünce eşliğinde okunması da ayrı elbette.

Hayat ne tuhaf. Bazan zıpkını tutuyor, bazan ondan kaçıyor insan.

Okumak isteyenlere iyi okumalar efendim…

FIRAT AVCI

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here