Yine bir 21 Mart… Baharın başlangıcı, tabii biz Kuzeyyarımkürenin sakinleri için. Bu “sakin” lafı da biraz ironik oldu ama olsun. Zira galiba pek de sakin değiliz biz, bu yarımkürenin insanları olarak. Savaşın biri bitiyor diğeri başlıyor. Ne yaz diyoruz ne kış. Neyi paylaşamıyoruz, neyi nasıl istiyoruz bilinmez diyeceğim de o da malum aslında. Neyse. Laf lafı açar dediklerine sonuna dek katılıyorum. Ama ben ısrarla baharda kalmak istiyorum bugün.
Gece ile gündüz eşit oldu ve ekinoks daha sıcağı, daha uzun gündüzü müjdeliyor. Her ne kadar önümüzdeki ay olan Nisan ayında da kar müjdesi(!) verildiyse de kışın ve soğuğun son çırpınışlarıdır, geçip gidecek. Toprak altına atılmış olabilen şanslı tohumlar varsa, yeşerecekler, ağaçlara ve bitkilere su yürüyecek. Tabiat kendini yenilerken biz de onun aldan mora, sarıdan turuncuya ve yeşilin her tonunda gerçekleşen, bir tabloya benzeyen eşsiz canlanışını izleyerek belki özenip kendimizi yenileyeceğiz. Bir kez daha ilkbaharı gördüğümüz için mutlu olacağız. İçimiz sevinçle dolup kırlara koşacağız belki. Belki de bir gemi güvertesinden havayı koklayıp martıları besleyeceğiz. Şiir yazacak kimimiz, kimimiz de önündeki yılları daha güzel hazırlamak için ders çalışacak. İşe daha bir keyifle gideceğiz belki. Ama bazılarımız da bir an evvel iş bitse de bir yerde oturup , şöyle köpüklü kahve eşliğinde bir dostu görsem diyecek. Daha kimbilir neler, neler… Bahar geldi. En çok sevdiğim mevsim. Yazın sonunda bir tane daha var, onu da severim ama bu başka. Hoşgelmiş olsun.


Hani kelimeler arası bir yolculuk yaparım ya, yine denedim. “Nevruz” deriz bugüne özel , “yenigün” demektir Fars dilinde. Acaba “bahar” kelimesinin kökeni nedir diye bakınca çok değişik bilgiler gördüm. Arapça diyeni de vardı, Farsça diyeni de. Hint avrupa dil grubundandır diyeni de. TDK kaynaklarına göre de Türkçe bir mevsim adı olarak geçiyor. Hatta ondan türeyen “karnıbahar” ve “baharat” sözcükleri de örneklenmiş. Bu teoriyi kabul ettim. Zaten bizim ses uyumumuza da uyuyor.


“Nevruz” demiştik, yani “yenigün” bir bayram olarak kutlanıyor. Eski yıllardan pek anımsamıyorum bizde kutlandığını, ancak bir kaç on yıldır her şehirde kutlamalara denk geliyorum. M.S. 2. yüzyıldan bu yana çeşitli etkinliklerle ve coşkuyla karşılanan Nevruz, Orta Asya’dan Balkanlara kadar uçsuz bucaksız bir coğrafyada insanlar tarafından farklı şekillerde kutlanıyor. Nevruz, her ulusun kendi kültür değerleriyle özdeşleştirip sembolleştirdiği, özü itibariyle baharın gelişinin kutlandığı coşkuyla karşılandığı bir gün olarak süregeliyor.
Türklerin (Göktürklerin) Ergenekon’dan demirden dağı eritip çıkmalarını, baharın gelişini, doğanın uyanışını temsil ettiğine inanılan Nevruz, Doğu Türkistan’dan Balkanlara kadar tüm Türk kavimleri ve toplulukları tarafından, MÖ 8. yüzyıldan günümüze kadar her yıl Bahar Bayramı olarak kutlanır. Doğu kültüründe de benzer bir demirci Kawa öyküsü vardır. Demirci Kawa Efsanesi, İran mitolojisinde acımasız yabancı hükümdar Zahhāk’a isyan eden mitolojik kahramanın öyküsüdür. Hikâye, Fars şair Firdevsî’nin en önemli eseri olan Şehnâme’de yer alır. Ülkemizin Doğusunda bu söylence de kabul gören bir efsanedir. Yurdun her yanında, her yıl rengarenk giysileriyle halaya duran insanlarımız baharı en güzel duygu ve umutlarıyla karşılamaya devam ediyor ve edeceklerdir, aynı coşkuyla.
Adı ve efsanesi her ne ise, ne olursa olsun, ülkeme güzellikleriyle gelmiş olsun bu bahar, yenigün. Yapmak istediklerimizi yapabilelim, sağlıklı olalım, savaşlar-kötülükler bize ulaşamasın, birbirimizle güzellikler paylaşacağımız bir bahar gelmiş olsun…


Bunları yazarken bir yandan da bahar şarkıları dinlemekteyim. “Bir bahar akşamı rastladım size…” “Bahar pembe beyaz olur, güzeller neşeli olur…”, “İkinci bahar yaşıyor ömrüm…” Şu anda da çok güzel bir klasik çalmakta. “Esti nesim-i nev-bahar…..” Hacı Arif Bey’in şair Nef’i nin şiirini güfte yaptığı muhteşem eseri. Sözlerini tüm olarak da yazacağım… Öneririm, ulaşmak hiç zor değil. Rast eser sizi güzelliklere rast getirecektir inanın… Zaten Zeki müren yorumundan dinlemek apayrı bir güzellik. Bildik platformlarda var. Evet, NEVBAHAR yaşamaya başladık, ama siz HEPBAHAR kalın e mi?…
………………….
“Esti nesim-i nev-bahar, açıldı güller subh-dem
Açsın bizim de gönlümüz, sâki medet, sun câm-ı cem
Erdi yine ürdibehişt, oldu havâ anber-sirişt
Âlem behîşt-ender-behîşt, her gûşe bir bâğ-ı irem

Gül devri, ayş eyyâmıdır, zevk u safâ hengâmdır
Âşıkların bayrâmıdır, bu mevsim-i ferhunde-dem
Dönsün yine peymâneler, olsun tehi humhâneler
Raks eylesin mestâneler, mutribler ettikçe negam”

Beste: Hacı Ârif Bey-Güfte: Nef’i
Makam: Rast-Usûl: Türk Aksağı

Down Sendromu Farkındalık Günü ve Şiir Günü

“Baharla birlikte iki önemli günü de bugün yaşamaktayız. Down Sendromu Farkındalık Günü ve Şiir Günü. Farkın farkındayız ve aslında bizi güzel kılan farklılıklarımız değil mi? Aksi halde hep aynaya bakar gibi, fotokopi okur gibi hissederdik. Uzunuz, kısayız, sinirliyiz, neşeliyiz, bedenlerimiz farklı, yeteneklerimiz, yapabildiklerimiz, yapamadıklarımız farklı. Down sendromlu olanlarımızın da bir kromozomu farklı. Ama hepimizin payına düşen güzellikler aynı olsun. Şiir gemisinin kaptanlarından biriyle buluşalım şimdi.

Şiirle kalın…

“PAYIMIZA DÜŞEN.

Mutluluk, Lokmanın tadını almak, güneşi etinde duymak, itilip kakılmamak Yaşamak doymak…” – Sennur SEZER

SUNA ÇİFTCİ


CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here