logo

Egemenlik ve Çocuk

Suna Çiftci

Suna Çiftci
katina8191@gmail.com
Egemenlik ve Çocuk

Oldum olası kelimeler ilgi alanım oldu… Eminim benim gibi olan çok insan vardır. Yer isimleri nerden gelir ya da kullandığımız bir objenin adı neden öyledir, nerden gelir, ne değişikliklere uğramıştır, hepsi benim merakımı uyandıran şeyler. Bu merak yolculuğunda öyle garip, öyle ilginç olanlarla karşılaşıyorum ki, bir gün oturup onlardan söz etmek isterim. Neyse, bugünlerde en çok kullandığımız ikinci kelimeyle ilgilendim biraz. İlkini biliyoruz, herkes öğrendi artık, malumunuz Corona. İkincisi de ÇOCUK. Kutlamak üzere olduğumuz büyük bayramımızın adının bir kısmı… Hadi bakalım neler çıkıyor karşımıza bu kelimenin kökeni dediğimizde…

çocuk “domuz yavrusu, her şeyin küçüğü” [ Divan-i Lugat-it Türk (1070) ]

çocuk/çoçka “domuz yavrusu” [ Codex Cumanicus (1300) ]

çoçka/çoçğa “aynı anlamda” [ Kitab-ı Mecmu-ı Tercüman-ı Türkî (1900) ]

çuçak “cüce” [ Pavet de Courteille, Dictionnaire Turc Oriental (1500 yılından önce) ]

Önemli Not: Bu kaynak kayıtlara geçmiş ve bu kelimenin kullanıldığı yazılı ilk kaynaktır. Kullanımı daha öncesinde sözlü olarak veya günlük hayatta yaygın olabilir.

Kelime Kökeni

çi-çi veya çu-çu bebek sözünden türetilmiştir.”

Dilimizin en güvenilir referansı çocuk için bunları demiş, bana çok ilginç geldi.

Öyle bir kelime ki, içinde masumiyet, iyiniyet, samimiyet gibi pek çok güzellik barındırıyor. “Çocukça düşünüyorsun”  , “çocukça sordu” deriz ya da “çocukluk yapıyorsun, yapma” . Çocukluktan beklediklerimiz vardır, çocuklar büyüyüp yararlı olsun isteriz. Çocuklukları mutlu geçsin de isteriz. İşte tam da bu yüzdendir ki bu ülkenin ATA ‘sı hangi yaştan olursa olsun insanlara “çocuk” demeyi seven bir insan… onun hitabına yakıştığı kadar da kimselere yakışmaz ki. Çocukları çok sevdiği için tüm ülke çocuklarının geleceğini kurtarırken bizzat yetiştirdiği çocuklarına da emeğini ve o çok kıymetli zamanını harcamaktan en ufak bir imtina etmemiştir.

Günün anlam ve önemi üzerine bir kaç cümle edersek; Mustafa Kemal önceden Meclis-i Mebusan’ın İstanbul’da değil, Anadolu’da toplanmasını istemekteydi. İşgal altındaki İstanbul’da meclisin tehlikede olduğu savunuyordu. Ancak, Heyet-i Temsiliye’nin yaptığı toplantılarda meclisin İstanbul’da toplanması fikri ağır bastı. Meclisi Mebusan üyelerini belirlemek için Ali Rıza Paşa hükûmeti döneminde seçimler yapıldı. Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti üyeleri seçimlerde başarılı oldu. Heyet-i Temsiliye’nin başkanı olan Mustafa Kemal  Anadolu’da süren hareketin yasal olarak tanınmasını istiyordu. Ancak 18 Mart 1920’de İngiliz işgal kuvvetleri Meclis-i Mebusan’daki Heyeti Temsiliye milletvekillerini tutuklayıp ve sürgüne gönderince Meclis-i Mebusan kapandı. Sonrasında Heyet-i Temsiliye’yi temsilen meclisi Ankara’da toplanmaya çağıran Mustafa Kemal 21 Nisan 1920’de yayınladığı bir bildiri ile meclisin 23 Nisan 1920’de toplanacağını duyurdu. 23 Nisan Cuma günü Hacı Bayram Camii’nde kılınan Cuma namazının ardından dualar ile meclis açıldı. Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ve Meclis-i Mebusan üyelerinden oluşan 324 milletvekili ile kurulan meclis, 115 milletvekili ile açıldı. “Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir” ilkesini temel alarak…Aynı gün gerçekleşen toplantıda meclis adının “Türkiye Büyük Millet Meclisi” olmasına karar verildi. 23 Nisan 1920 tarihinde, parlamento geleneklerine göre, en yaşlı üye olan Sinop Milletvekili Şerif Bey (d. 1845), Başkanlık kürsüsüne çıktı ve konuşma yaparak Meclis’in ilk toplantısını açtı. TBMM, 24 Nisan 1920 günü yaptığı ikinci toplantısında Mustafa Kemal ‘i meclis başkanlığına seçti. Mustafa Kemal, kendi öncülüğünde kurulan TBMM’nin başkanlığını Cumhurbaşkanı seçildiği gün olan 29 Ekim 1923 tarihine kadar sürdürdü…

23 Nisan’ ın 1921’de Milli Bayram olarak kutlanmasına karar verildi. 23 Nisan 1929 tarihinde Mustafa Kemal bu bayramı çocuklara armağan edince 91 yıldır çocuklara ait bir bayram oldu. 27 Mayıs 1935 de ise kanun ile adı değişip “ulusal egemenlik bayramı” oldu. 1983′ den itibaren de “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” oldu. 1979 yılında ilk olarak 6 ülkenin katılmasıyla uluslararası boyuta taşınan bu milli bayramda, dünyanın bir çok ülkesinden çocuklar Türkiye’ye gelmeye başladı. Türkiye, dünyada çocuklarına bayram hediye eden ve bu bayramı bütün dünya ile paylaşan ilk ve tek ülke olmayı sürdürüyor.Türk milletinin gönlünde, bağımsızlığının sarsılmaz ifadesi olarak en önemli yeri alan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, her yıl yurt içinde ve yurt dışındaki temsilciliklerde, bütün kurumlarda ve okullarda çeşitli etkinliklerle kutlanarak milli birliğin kenetlenmiş ruhunu temsil ediyor.

ZAMAN…İçinde pek çok şey barındıran dilimizdeki beş harflik sözcük. “Zamanla olur”, “Zamanla geçer”, “Biraz zamana ihtiyacı var”, “Zamanı değil”, “Zamanla değişir”…vb. Bence; Zaman, insanlığın yaşadığı süreç içinde KAYBOLMAMAK İÇİN-DÖNÜP TEKRAR BAKABİLMEK İÇİN dünyaya attığı çentiktir. O hep vardır ve biz onunla var oluruz. Yaşamımız bile belli iki sayı arasından başka bir şey midir ki? Tam da öyledir. Onu nasıl geçirdiğimizdir önemli olan. “Nostalji” der özlem duyarız.

Bayramda çocukları önemli yerlerde görmeye alışmıştık. Büyüklerin yerini alıp geleceğe dair projelerini anlatırlar ülkenin her yanından gelen çocuklar..

Özlem duyduğumuz her hangi bir yılın bir gününün belki birkaç dakikası, saatidir. Bazen de yıllardan oluşan bir döneme özlem duyarız. Hiç birimiz bizi acıtan, hoşlanmadığımız zamanlara özlem duymayız. Evet, çok özlüyorum. Çocukluğumun en güzel günleriydi bayramlar…

Hele de 23 Nisanlar. O zamanlar elbiselerimi annem dikerdi. Eğer özel bir kostüm gerekiyorsa hepimize bir örnek dikilirdi. İlkokulda yavrukurt oldum son yıllarda.

O zamanki kostümler de çok hoştu. Şimdilerde kaldı mı yavrukurtluk bilmiyorum. İzcilerin en küçüklerine denirdi Yavrukurt diye. Lisede devam etmedim. Büyük oğlum koroda ve bandoda yer aldı trampet ve boru çalarak. Küçüğün okuduğu dönemde-ki aynı okuldur-okulda o tarz kutlamalar yoktu, sadece bahçede bir tören bazında kalmıştı. Büyüdüler ama ben yine her bayramda çocukları izlemeyi severim. Zaman dedim ya bu yıl öyle bir zamana denlk geldi bu güzel  bayram, ne dışardan gelenler olabilecek, ne de kutlamalar yapılabilecek. İnsanlar çocuklarına sarılamaz hale geldi bir virüs yüzünden. Bu özellikli bayramımızı maalesef tek yürek olarak evlerimizde aynı saatte İstiklal Marşımızı söyleyerek kutlamak zorunda kaldık. Varsın bu yılın çentiği de bu virüs olsun, kötü pek çok çentiğinin yanında. Bu yıl dünyaya da ülkeme de hiç iyi gelmedi. Cevahiri karartmıyoruz elbette, her kötü şey gibi zamanı gelince bitecek. Zamanı gelecek, coşkuyla çocukluk yapıp güle oynaya yine kutlayacağız bayramımızı. Hiç bir çocuğun aç uyumayacağı, tecavüze uğramayacağı, eşit koşullarda eğitildiği bir ülkede. Atatürk’e layık bir şekilde. Onun arzu ettiği gibi. Her yaştan, hiç yaşlanmayan çocuklar olarak hepimizin güleceği günler olacak onlar.. . Bu duygunun ve Ulusal Egemenliğin sembolü olan meclisimizin koruyucusu olarak… Kutlu olsun, nicelerine, nice yüz yıla…

SUNA ÇİFTCİ

Etiketler: »

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • “ZİBİDİ”

    06 Ağustos 2020 Köşe Yazıları, Tolga Otlar, Yazarlar

    Murat övüç denilen zibidi ile Sanatçı Yeşim Salkım arasında olanları bilmeyen yoktur. Övüç en son geçenlerde gerçekleştirdiği kadınlar matinesinde güle oynaya yıllarca adı hiçbir sansasyonel habere karışmayan Yeşim hanıma ''orospuuu'' diye hakârette bulunmuştu. Dün yaptığı instagram hikâye paylaşımında da 'Dur bak ben sana daha neler yapacağım ''diye tehditler savunmuştu. Yeşim Salkım ın mahkemeye vereceği haberi ardından kıçı tutuşan övüç bugün ise çektiği bir video da ''Yeşim Salkım hanımefendiden çok özür diliyorum,birileri çalıştığım yerle...
  • EYÜP SULTAN HAZRETLERİ

    29 Temmuz 2020 Köşe Yazıları, Tolga Otlar, Yazarlar

    EYÜP SULTAN KİMDİR?Tam ismi Ebu Eyyûb Halid b. Zeyd’dir. Risale-i Nur’larda “Mihmandar-ıNebevi” ünvanı ile anılır. Eyyûb el-Ensari (ra), Hazrec kabilesininNeccaroğulları kolundandır. Annesi Zehra bint-i Sa’d, babası Küleyb b.Sa’lebe’dir. Ebu Eyyûb (ra), Hicretten iki yıl önce Müslüman olarak,Ensar’dan İslâmiyet’i kabul eden ilk kişi oldu.Resul-i Ekrem (asm) Medine’ye hicret ettiğinde Medineli Müslümanlarınher biri onu evinde misafir etmek istediler. Ancak Hz. Peygamber(asm), bir tercih yaparak onları gücendirmek istemiyordu. Bunun içindevesini...
  • MasterChef 2020

    26 Temmuz 2020 Köşe Yazıları, Magazin, Tolga Otlar, Yazarlar

    Tekrar Merhaba Bugünkü yazımda MasterChef programının birbirinden değerli üç şefindenbahsetmek istiyorum. DANİLO ZANNA : Sevgili Danilo'yu masterchef öncesinden beri takipederim.Sanırım ondaki enerjiyi beğenip takibe aldım.İtalya'nın prato kentinde doğmuş.Bildiğim kadarıyla da ailesinde kişef sayısı oldukça fazla dolayısıyla o da şef olmaya karar vermişolmalı yada genetik olarak istemeden de tercih etmiş olabilir .Danilo, koç burcu ve 37 yaşında.Koç burcunun birçok özelliğinitaşıdığını görüyorum .Şefimiz oldukça yakışıklı,çekici,etkileyi...
  • Eğitimde Farklılık

    11 Temmuz 2020 Ali Uysal, Köşe Yazıları, Yazarlar

    Bir memleketin kaderi eğitimcilerin elinde,gençlik yıllarımdan içimde kalan bir uktedir bu. Eğitimcimiz sağcı,solcu,dinci,ve buna benzeri görüşlere sahip ise bakın Türkiye'de yetişen ve ya yetiştirilen gençliğin akibeti,okuttukları ve tavsiye ettikleri kitaplardan ancak bu kadar olunuyor ; sizler doktor avukat , hakim , savci ve nicelerini yetiştiriyorsunuz meslek dalındaki yetişkin kişilerde kendi görüşleri doğrultusunda mesleğini icra ediyor.çeşitlilik iyidir ama aklı selim olan seçsin çeşitliliği,gençliğin baharında çocuklarımızı çeşitl...